Özgürlüğe Giden Yolda OSHO'dan Mücevher Değerinde 15 Adım Oshotürk 23
Category: Blog, Makaleler

Özgürlüğe Giden Yolda OSHO’dan Mücevher Değerinde 15 Adım

1. Hayatın hedefi, özgürlüktür. Özgürlük olmadan hayatın anlamı yoktur. Özgürlük politik, sosyal ya da ekonomik özgürlük anlamına gelmez. Özgürlük, zamandan, zihinden, arzudan özgür olmaktır. Zihnin var olmadığı anda, evrenle bir olursun; evren kadar sınırsız olursun.

2. Gerçekle arandaki engel zihindir ve bu engel yüzünden ışığın ulaşamadığı, neşenin giremediği karanlık bir hücrede kapalı kalırsın. Sefalet içinde yaşarsın; çünkü bu kadar küçük, sınırlı bir alanda yaşamak sana uygun değildir. Varlığın, varoluşun en yüksek kaynağına ulaşmak ister. Varlığın okyanusa karışmak ister ve sen bir çiğ tanesi olarak kalırsın. Nasıl mutlu olabilirsin? Nasıl coşkulu olabilirsin? İnsan sefalet içinde yaşıyor, çünkü hapsedilmiş durumda.

3. Gautam Buda der ki, ‘tanha’ arzu, bütün sefaletin kaynağıdır çünkü zihni arzu yaratır. Arzu, geleceği yaratmaktır, kendini geleceğe yansıtmaktır, yarını buraya getirmektir. Yarını buraya getirince, bugün kaybolur; artık onu göremez olursun; yarın, gözlerini perdeler. Yarını buraya getirince, bütün dünlerin yükünü taşımak zorunda kalırsın; çünkü yarın, ancak dün tarafından beslenmeye devam ederek burada olabilir. Her arzu geçmişten doğar, ve her arzu geleceğe yansıtılır. Bütün zihnin, geçmiş ve gelecekten oluşur. Zihni analiz et, parçalara böl, sadece iki şey bulursun: geçmiş ve gelecek.

4. Bir parça bile ‘şimdi’ bulamazsın, tek bir atom bile. Ve şimdi, tek gerçekliktir, tek varoluş, var olan tek dans. Sadece zihin tamamen durduğunda, ‘şimdi’ bulunabilir; geçmiş seni hükümranlığı altında tutmadığında ve gelecek sana sahip çıkmadığında, anılarla ve hayal gücüyle bağlantın koptuğunda. O anda neredesin? Kimsin?

5. O anda hiç kimsesin. Ve hiç kimse olduğun zaman, seni hiç kimse incitemez. Yaralanmazsın; çünkü yaralanmaya hazır olan, egodur. Ego neredeyse yaralanmak için aranır; o yaralar sayesinde var olur. Onun bütün varoluşu, sefalete ve acıya dayanır. Hiç kimse olduğun zaman, acı imkansızdır, endişe tek kelimeyle inanılmazdır. Hiç kimse olduğun zaman, büyük bir sessizlik vardır, bir sükunet; içinde hiç gürültü yoktur. Geçmiş gitti, gelecek kayboldu; gürültü yaratacak ne kaldı? Ve duyulan bu sessizlik, ilahidir, kutsaldır.

6. İlk defa olarak, o zihinsizlik alanlarında, hiç bitmeyen sonsuz kutlamanın farkına varırsın. Varoluş, işte bundan oluşur. İnsan dışında, bütün varoluş mutludur. Sadece insan bunun dışına düşmüştür, yoldan çıkmıştır. Sadece insan bunu yapabilir, çünkü insanın bilinci var.

7. Şimdi, bilincin iki olanağı vardır: O senin içinde parlak bir ışık haline gelebilir; öylesine parlaktır ki, güneş bile onun yanında soluk görünür. Buda der ki, zihinsizliğin içine baktığın zaman, sadece ışık görürsün, ilahi ışığı; sanki bin güneş aynı anda doğmuş gibi. Tamamen neşedir, saf, kirlenmemiş, kirletilmemiş. Sadece mutluluk, masumiyet. İnanılmazdır. İhtişamı tarif edilemez, güzelliği ifade edilemez, bolluğu tüketilemez.

8. “Aes dhammo sanantano” – en yüksek yasa budur. Zihnini bir yana koyabilirsen, kozmik oyunun farkına varacaksın. O zaman, sadece enerji olursun; ve enerji her zaman şimdi, buradadır, asla “şimdiburda“yı terketmez. Bu, olanaklarından biridir; saf bilinç olabilirsin.

9. Diğer olanağın da, kendinin farkında olmaktır. O zaman, düşersin. O zaman dünyadan ayrı bir varlık olursun. O zaman tanımlanmış, iyi tanımlanmış bir ada olursun. O zaman sınırlanırsın çünkü bütün tanımlar sınırlar. O zaman, bir hapishane hücresindesin ve bu hücre karanlıktır, tamamen karanlık. Hiç ışık yoktur, hiç ışık olanağı yoktur. Ve hapishane hücresi seni sakatlar, felç eder. Kendinin farkındalığı, esaret haline gelir; esaret kendindedir.

10. Ve bilinç, özgürlüktür. Kendini bırak ve bilinçli ol! Bütün mesaj bu; bütün zamanların, geçmişin, şimdinin ve geleceğin bütün budalarının mesajı bu. Mesajın özü çok basit: Kendini, egoyu, zihni bırak… ve ol. İşte bu sessizlik anında, kimsin sen? Bir hiç kimse, olmayan bir varlık. İsmin yok, biçimin yok. Erkek de değilsin, kadın da; Hindu da değilsin, Müslüman da.

11. Hiçbir ülkeye, hiçbir millete, hiçbir ırka ait değilsin. Sen vücut değilsin ve sen zihin değilsin. O zaman nesin? Bu sessizlikte, senin tadın ne? Olmanın tadı nasıl? Sadece bir huzur, sessizlik … ve o huzurun ve sessizliğin içinden büyük bir mutluluk çıkmaya başlar, dolmaya başlar, hiç sebepsiz. O senin doğan.

12. Zihni bir yana koyma sanatı, dindarlığın bütün sırrıdır çünkü zihni bir yana koyduğunda, varlığın bin bir renge infilak eder. Bir gökkuşağı, bir lotus, bin bir yapraklı bir lotus olursun. Birden açılırsın, o zaman varoluşun bütün güzelliği – ki sonsuzdur – senin olur. O zaman gökteki bütün yıldızlar senin içindedir. O zaman gökyüzü bile senin sınırın olamaz; artık sınırın yoktur. Sessizlik sana erime, karışma, gözden kaybolma, buharlaşma şansını verir.

13. Ve olmadığın zaman, olursun; ilk defa olarak, olursun. Olmadığın zaman, Tanrı olur, Nirvana olur, aydınlanma olur. Olmadığın zaman, her şey bulunur. Olduğun zaman, her şey kaybolur. İnsan bir kendi-farkındalığı haline geldi, bu yüzden yoldan çıktı; ilk düşüş bu. Bütün dinler bir şekilde ilk düşüşten bahseder ama en iyi hikaye Hıristiyanlıkta bulunur. İlk düşüş, insan bilgi ağacından yediği için olmuştur. Bilgi ağacının meyvesini yediğin zaman; bu, kendi-farkındalığını yaratır. Ne kadar çok bilirsen, o kadar egoist olursun… Akademisyenlerin, hocaların, ‘maulvi’lerin egosu buradan gelir.

14. Ego büyük bir bilgiyle, metinlerle, düşünce sistemleriyle süslenir. Ama bunlar seni masum yapmazlar; sana açıklığın, güvenin, sevginin, oyunun çocuksu niteliğini vermezler. Bilgili olduğun zaman; güven, sevgi, oyun, hayret, hep birlikte yok olur. Ve bize bilgili olmak öğretiliyor. Masum olmak öğretilmiyor, varoluşun mucizesini hissetmek öğretilmiyor. Çiçeklerin ismi öğretiliyor ama çiçeklerin etrafında nasıl dans edilir, öğretilmiyor. Dağların isimleri öğretiliyor ama dağlarla nasıl bir olunur, öğretilmiyor; yıldızlarla nasıl bir olunur, öğretilmiyor; ağaçlarla nasıl bir olunur, öğretilmiyor; varoluşla nasıl uyumlu olunur, öğretilmiyor.

14. Uyumsuzken nasıl mutlu olabilirsin? Uyumsuzken acı, sefalet, öfke içinde olman kaçınılmazdır. Ancak bütünün dansıyla birlikte dans ettiğin zaman mutlu olabilirsin, dansın bir parçası olduğun zaman, bu büyük orkestranın parçası olduğun zaman, kendi şarkını ayrıca söylemediğin zaman. Ancak o zaman, o eriyişte, insan özgürdür.

 

Çeşitli Tarihlerde Aile Dizimi Çalışmaları…İstanbul, Ankara ve İzmir

Doğum, annelik, ebeveynlik ve aile bağları ile ilgili konuların çalışıldığı Aile Dizimi Çalışmaları
ve eğitimleri İstanbul’da Kadıköy-Moda’daki Aile Dinamikleri Akademisi’nde düzenlenmektedir.
Etkinlik tarihleri ve detaylı bilgiler için tıklayınız..

www.AileDinamikleri.com

Amrit Sangeet

OSHO hayranı ve müridi. Psikolojik Danışman ve psikoterapist. Bir kitabı var adı Buda mısın Budala mı? Ayrıca 15 tane OSHO kitabı çevirmiştir. Ve 40 tane kitabın da editörlüğünü yapmıştır. www.oshoturk.com web sitesinin kurucusudur ve 19 yıldır içeriğini hazırlayıp gönülden paylaşmaktadır. Osho'nun Türkiye'de yaygınlaşmasının ve tanınmasının en önemli mimarıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir