You are here: Home
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Search

Oshoturk

JA slide show
 

Oshoturk | Anasayfa

Kas22

KOZMİK ŞAKA: Sen Zaten Sensin!

 

 

KKrishna Prem

OSHO ile Dopdolu Bir Yaşam

KOZMİK ŞAKA

SEN ZATEN SENSİN!

 

 

Sayfa Sayısı

239

Kitap Ebadı

13,5 x 21 cm

ISBN

978-605-5006-00-6

Türkçesi

F.Nagehan Öztürk

Piyasa Satış Fiyatı

19 TL (KDV Dahil)

 

 Online satış: http://www.ganj.com.tr/Kozmik-Saka,PR-95.html

 

 

 

"‘Bu Krishna Prem denilen adam da kim ve bana beni anlatma hakkını ve yetkinliğini nereden buluyor?’ diye merak etmeye başlamış olmalısınız.

 

Sizi, "Vay canına! Ben zaten benim” fikri ile tanıştırmama izin verin. Yeryüzünde geçirdiğim ilk günden beri arayan ve isyankâr biriyim. Bir şey arıyor olduğumu, farklı olduğumu hissediyordum, sadece tanıdığım diğer çocuklardan değil, kendi kardeşlerimden bile farklı olduğumu hissediyordum. Belki de herkes böyle hissediyordur, bilmiyorum. Ama ben gerçekten tuhaf hissediyordum, sanki bir türlü uyum sağlayamayan biriydim.

 

Sonunda otuz yıldan daha uzun bir zaman önce kendimi aramak için Amerika’dan ayrıldım ve şimdi eve geri dönüyorum. Bir bütün olduğumu anlamam hayatımın yarısını aldı. Yolculuğum, bin dokuz yüz altmış küsurlarda, hiçbir yere gitmeyen tek yönlü bir biletle başlamıştı..”

 

 

Osho’nun ilk Batılı takipçilerinden birisi olan Krishna Prem hayatının geri kalan tüm anlarını kaplayan bu ruhsal yolculuğunu son derece eğlenceli, ilginç ve cesur bir biçimde paylaşıyor. Osho’nun yakınında olup onun varlığına tanıklık etmenin heyecanına ve coşkusuna bu şansa sahip olmayanları da ortak ediyor. Okuruna Kozmik bir Şaka yapıyor: "Sen zaten Sensin! Bunu sadece fark et” diyor.

 

Kitaptan Alıntılar:

Temel olarak, biz kim olduğumuzu bilene kadar aramaya devam edeceğiz. Karnımız doyana kadar, aç kalmaya devam edeceğiz. "Hayat nedir?” ve "Ölüm nedir?” ve "Dünyaya neden geldim?” sorularına yanıt alana kadar sormaya devam edeceğiz. Ancak bulduğumuzda sorular ortadan kaybolacak ve yanıtlar da onlarla birlikte gidecek. Denizdeki balık susuz değil ve gerçek siz aç da değilsiniz.

"Sen zaten sensin!” noktasına gelebilmek ve bunu idrak edebilecek seviyeye ulaşmam altmış yıldan uzun sürdü. Sen zaten osun, zaten yeterlisin. Gidecek hiçbir yer, yapacak hiçbir şey, olman gereken kimse yok. Olduğun şekilde zaten mükemmel ve tamsın; sadece henüz bunu bilmiyorsun.

Kozmik Şaka: Sen Zaten Sensin! hayatın buradan buraya yapılan yolculuğuna ilişkin bir kitap.

Bob Dylan’ın bir şarkısında söylediği gibi, "Ama o zamanlar çok yaşlıydım, şimdi ondan daha gencim.” Evet, şu anda bedenim Osho ile tanıştığım zaman nazaran iki kat daha yaşlı ama ben aslında yarı yaşımdayım: meditasyonun sihri.

Kendi soğanımın katmanlarını soyduğum yıllar boyunca, kendi hayatımı dış dünyada delilikteniç dünyada meditasyona çevirdim. Bu kitabı okurken sürekli olarak aslında doğup büyüdüğünüz şehrin çarşısındaki şartlanmışlığınızdan çok, içinizde ortaya çıkan dünya olduğunuz gerçeği ile yüzleşeceksiniz. Ve bunun da ötesinde, siz evrenin kendi varoluşunun sorumluluğunu taşıyan bir çocuğusunuz.

 

Her neyse, bu kitap bir guru bulmakla ya da benim sizin için bir guru olmamla ilgili değil, hayat gurusunun ta kendisinden öğrenmekle ilgili. Gerçekten de varoluş guruların en safı olabilir çünkü sizi kendi başınıza bırakır ve önce size ne yapmanız gerektiğini söyleyip sonra hareketlerinizin sonuçlarını nazikçe ortaya koyup yolu kibarca işaret etmez. Hayır, ben bir tanrı ya da bir guru değilim, ben sadece küçük ben olarak, küçük size, ötedeki büyük sizi gösterenim. Ve illa bana bir yafta yapıştırmanız gerekiyorsa o zaman beni hayatın sıkıntı ve güçlüklerinin fazlasıyla farkında olan bir arkadaş olarak düşünün.

Kozmik Şaka SİZ’inle ilgili bir kitap. Bazen benimle ilgiliymiş gibi gözükebilir ama ben beni sadece sizi betimlemek için kullanıyorum ve elbette, nihai olarak bakıldığında ben diye bir şey yok ve siz diye bir şey de yok. Gördüğünüz gibi benim düşünce şeklim şu şekilde, eğer ben size kim olduğumu gösterebilirsem o zaman belki size de kim olduğunuzu gösterebilirdim. Bir kere kendinizle ilgili netleştiğinizde ve kozmik şakayı görmeye başladığınızda o zaman birlikte güzelce gülebiliriz!

 
Kas22

OSHO EZOTERİK PSİKOLOJİ

 

OOSHO

EZOTERİK PSİKOLOJİ

Enerji ve Bilincin Derinliklerine Açılan Kapılar


 

 

Sayfa Sayısı

192

Kitap Ebadı

13,5 x 21 cm

ISBN

978-975-8817-99-3

Türkçesi

Ma Veetmana & Mareechi Asu

Satış Fiyatı

22 TL (KDV Dahil)

 

Alçakgönüllü olduğunda bilinmeyene açık olabilirsin. İnsan cehaletinin sürekli farkında olmalıdır. Her zaman bilinmeyen bir şeyler olduğu bilinmelidir. Sadece uçsuz bucaksız bilinmeyen seni alçakgönüllü yapabilir.” OSHO
 

Bildiğinizi sandığınız şeyleri unutun!

 

Osho bu kitapta bizleri ezoterik dünyada keşfe çıkarıyor. İnsan varoluşunun en derin sırlarından bahsedilen bu kitap kendisine ve varlığına bambaşka boyutlardan bakmak üzere önemli bir fırsat sunuyor.

 

 

Meditasyonun ve yoganın gizemlerinden, rüyaların psikolojisine; cinsellik ile ilahî olanın ilişkisine; ruhsal arayışın önündeki engellerden görünmeyen diğer altı bedenimize kadar hep merak edilen ama kimseye sorulamayan soruları yanıtlıyor.

 

Hakikat, güzellik ve saadete açılan kapıları aralıyor.

....
 
KİTAPTAN (2. Bölümün başı)

MEDİTASYONUN SIRRI

Meditasyon Hintli bir yöntem değildir, o sadece bir teknik değildir. Onu öğrenemezsin. O bir büyümedir: bütün yaşamının büyümesi, bütün yaşamın üzerinden. Meditasyon sana olduğun hâlinle eklenebilecek bir şey değildir. O sadece temel bir dönüşüm, bir mutasyon aracılığıyla sana gelebilir. O bir çiçeklenme, bir büyümedir. Büyüme her zaman bütün üzerindendir; o bir ilave değildir. Senin meditasyona doğru büyümen gerekir.

 

Kişiliğin bu toplam çiçeklenmesi doğru anlaşılmalıdır. Aksi takdirde kişi kendisi ile oyunlar oynayabilir, kişi zihinsel numaralar ile kendisini meşgul edebilir. Ve pek çok numara var! Sadece onlar tarafından kandırılabileceğinden değil, sadece hiçbir şey kazanmayacağından değil, gerçek anlamda bir zarar görürsün. Meditasyon için bazı hileler vardır ki tam da tutum budur—meditasyonu yöntem açısından ele almak—temelde yanlıştır. Ve kişi zihinsel hileler ile oynamaya başladığında, zihnin niteliği bozulmaya başlar.

 

Zihin var olduğu şekliyle, meditasyon halinde değildir. Meditasyon gerçekleşebilmesinden önce tüm zihnin değişmesi gerekir. O zaman şu anda var olduğu şekliyle zihin nedir? Nasıl çalışır?

 

Zihin her zaman sözle ifade eder. Kelimeleri bilebilirsin, dili bilebilirsin, kavramsal düşünme yapısını bilebilirsin, ancak bu düşünme değildir. Aksine, düşünmekten bir kaçıştır. Bir çiçek görürsün ve onu kelimelerle ifade edersin; sokakta geçen bir adam görürsün ve bunu kelimelerle ifade edersin. Zihin varoluşsal olan her şeyi kelimelere dönüştürebilir. Sonra kelimeler bir engel, bir hapis hâline gelir. Bu sürekli olarak nesnelerin kelimelere, varoluşun kelimelere dönüştürülmesi, meditasyon halindeki bir zihin için engeldir.

 

Yani meditasyon halindeki bir zihne doğru ilk gereklilik, sürekli kelimelerle ifade etmenin farkında olmak ve bunu durdurabilmektir. Nesneleri sadece gör; söze dökme. Onların varlıklarının farkında ol ama onları kelimelerle değiştirme. Bırak nesneler olsun, dil olmadan; bırak kişiler olsun, dil olmadan, bırak durumlar olsun, dil olmadan. Bu imkânsız değil; doğal. Şu anda var olan bu durum yapay ama biz buna çok alıştık, öyle çok mekanik bir hâle geldi ki deneyimi sürekli olarak kelimelere dönüştürdüğümüzün farkında bile değiliz.

 

Gündoğumu orada. Bunu görmek ile kelimelerle ifade etmek arasındaki boşluğun asla farkında değilsin. Güneşi görürsün, onu hissedersin ve hemen bunu kelimelere dökersin. Görmek ile kelimelere dökmek arasındaki fark kayıp. Kişi gün doğumunun bir kelime olmadığı gerçeğinin farkında varmalıdır. Bu bir gerçek, bir varlıktır. Zihin otomatik olarak deneyimleri kelimelerle değiştirir. Bu kelimeler daha sonra deneyimle arana girer.

 

Meditasyon kelimeler olmadan yaşamak, dil bilimi olmadan yaşamak demektir. Bazen bu kendiliğinden olur. Âşık olduğunda, varlığı hissedilir, dil değil. İki sevgili birbirleriyle ne zaman yakın olsa sessizleşirler. Bu, ifade edecek hiçbir şey olmadığı anlamına gelmez. Aksine, karşı konulamaz derecede çok ifade edilecek şey vardır. Ama kelimeler asla orada değillerdir. Onlar sadece aşk gittiği zaman gelir.

 

Eğer iki âşık hiçbir zaman sessiz değillerse, bu aşkın öldüğüne bir işarettir. Şimdi onlar boşluğu kelimelerle doldururlar. Aşk canlı olduğu zaman, kelimeler orada değildir çünkü aşkın varlığı çok karşı konulamaz ve içe işleyicidir ki kelimelerin ve dilin engeli geçilir. Ve normal olarak, bundan sadece aşkta geçilir.

 

Meditasyon aşkın doruğudur: bir kişiye olan aşk değil, bütün varoluş için aşk.

 

Bana göre, meditasyon; seni çevreleyen varoluşun bütünüyle bir yaşam ilişkisidir. Eğer herhangi bir durumda âşık olabilirsen, o zaman meditasyondasındır...
 
 
KİTAPTAN (5. Bölümün başı)
 

Seks, Sevgi, Dua: İlahi Olana Giden Üç Adım


Seks enerjisi diye bir şey yoktur. Bir enerji vardır ve hep aynıdır. Seks enerjinin boşaltım ve kullanım yollarından birisidir. Yaşam enerjisi bir tanedir ama pek çok şekilde ortaya çıkabilir. Seks bunlardan birisidir. Yaşam enerjisi biyolojik olduğu zaman seks enerjisi haline gelir.

 

Seks yaşam enerjisinin bir uygulama biçimidir. Bu nedenle yüceltilmesi söz konusu olamaz. Yaşam enerjisi başka bir yöne aktığında seks olmaz ama bu yüceltme değil, dönüşümdür.

 

Seks yaşam enerjisinin doğal ve biyolojik akışıdır ve onun en alt düzeyde kullanımıdır. Bu doğaldır çünkü yaşam o olmadan var olamaz. En alt düzeydedir çünkü zirve değil temeldir. Seks her şey olduğunda, tüm yaşam ziyan edilmiş olur. Bu bir temel attıktan sonra üstüne ev inşa etmek yerine üst üste temeller atmaya benzer.

 

Seks yalnızca yaşam enerjisini daha yüksek bir biçime dönüştürme fırsatıdır. Bu yolda gittiği müddetçe her şey yolundadır ama seks her şey olursa, yaşam enerjisinin tek çıkış yolu olursa, o zaman yıkıcı olur. Seks sadece bir yoldur amaç değildir. Yollar ise yalnızca amaçlar başarılıyorsa anlamlıdır. Yol kötüye kullanılırsa amaç yok edilmiş olur. Seks hayatın merkezi haline gelmişse ki artık öyle oldu, yollar amaçlara dönüşür. Seks yaşamın biyolojik işlevini yerine getirir, onu sürdürür. O bir yoldur, amaç olmamalıdır.

Seks amaç olduğunda spiritüel boyut yok olur. Ama seks meditasyon halindeki hale gelirse işte o zaman spiritüel boyuta yönelir. Bir basamak, bir sıçrama tahtası olur. Yüceltmeye gerek yoktur çünkü enerji ne cinseldir ne de spiritüel. Enerji daima doğaldır. Tek başına isimsizdir. Aktığı kapıya göre isim alır. Bu isim enerjinin değil, onun aldığı biçimin adıdır. " Cinsel enerji " dendiğinde bu enerjinin seks yolu ile boşaltıldığı biyolojik kapının adı olur. Aynı enerji ilahi olana doğru aktığında spiritüel enerji olur.

 

Enerjinin kendisi nötrdür. Biyolojik olarak ifade edildiğinde sekstir. Duygusal olarak ifade edildiğinde sevgi olur, nefret olur, öfke olur. Entelektüel olarak ifade edildiğinde bilim olur, edebiyat olur. Beden içinde hareket ederken fiziksel, zihinde hareket ederken zihinsel olur. Aradaki farklar enerjinin farklılığı değil, tezahür biçimlerinin farklılığıdır.

 

Bu yüzden " seks enerjisinin yüceltilmesi " terimi yanlıştır. Seks yolu kullanılmadığında enerji yeniden saf haline döner. Enerji her zaman saftır. İlahi kapı yoluyla tezahür ettiğinde spiritüel olur ama biçimin enerjinin bir tezahürü olmasından başka bir anlamı da yoktur.

 

"Yüceltme " sözcüğü çok kötü çağrışımlara neden oluyor. Yüceltme konusundaki bütün teoriler bastırma teorileridir. "seksin yüceltilmesi” terimini kullandığında onun düşmanı oluyorsun. Senin lanetlemen kelimenin içindedir.

Seks konusunda ne yapılacağını soruyorsun. Sekse doğrudan yapılan her şey bir bastırmadır. Dolaylı olarak yapılabilecek tek şey ise aklını seks enerjisine takmamak ve ilahi olana giden kapıyı aramaktır. O geçit açıldığında içindeki tüm enerjiler oraya doğru akar. Seks onların içinde erir. Bir üst düzey saadet olasılığı ortaya çıktığında alt düzey saadetler önemini yitirir. Solar ve yok olurlar. Onları bastırmak ya da onlarla savaşmak zorun da değilsin. Kendiliklerinden eririler. Seks yüceltilmez, aşılır.

 

Seks ile yapılan negatif herhangi bir eylem enerjiyi dönüştürmez. Tam aksine, içinde yıkıcı bir çatışma yaratır. Bir enerji ile savaştığında, kendinle savaşırsın. Kazanan olamaz. Kazandığını sanırsın ama seks kazanmıştır. Bu hep böyledir. Seks olmadığı zamanlar onu kontrol ettiğini düşünürsün. Hemen ardından yine seksin çekimini hissedersin ve kazandığını sandığın her şeyi yitirirsin. Hiç kimse kendi enerjisine karşı bir savaşı kazanamaz.

 

Enerjilerine başka bir yerde, daha fazla saadet veren bir şey için gereksinim varsa, seks yok olur. Enerji yüceltilmiş değildir, sen ona bir şey yapmış değilsindir. Çok daha büyük saadete giden bir kapı açılmıştır ve enerji kendiliğinden bu yeni kapıya doğru akmaya başlar.

 

Eğer avcunda taşlar varsa ve aniden pırlantalar karşına çıkarsa taşları düşürdüğünün farkında bile olmazsın. Sanki onları hiç taşımamışsın gibi, kendiliğinden yere dökülürler. Onları reddedişini hatırlamazsın. Bu bir şeyler yüceltildi demek değildir. Daha büyük bir mutluluk kaynağı sana açıldı ve daha düşük düzeydeki kaynaklar kendiliğinden yere döküldü.

Bu o kadar otomatik, o kadar kendiliğindendir ki, sekse karşı bir tavır içinde olmak gerekmez. Her çeşit enerjiye karşı yaptığın her şey olumsuzdur. Gerçek ve olumlu eylemin seks ile ilgisi yoktur; meditasyon ile ilgilidir. Seksin gitmiş olduğunu fark etmezsin bile. Yalnızca yeni gelenin içinde erimiştir. 

 
Tem24

Erkekler Ağlamaz İyi Kızlar Bağırmaz


Sevgi, merhamet, sempati, iyi yüreklilik; bütün bu yüce niteliklerin hepsinde kadınsı bir taraf vardır. Bir de erkeksi özellikler vardır, bunlar savaşçılara ait, cesaretle ilgili özelliklerdir. Bunlar sert niteliklerdir, kişinin çelik gibi olması gerekir. Çünkü erkeklerin özellikleri savaşla gelişir, kadınların özellikleri ise evde kocaları ve çocukları ile geliştiği için kadın tamamen farklı bir dünyada yaşar. Erkekler sürekli savaşarak yaşadılar, üç bin yıl içinde dünya üzerinde beş bin savaş yaşandı; sanki öldürmek onların tek uğraşlarıymış gibi.

Dünya iki kısım halinde yaşadı. Erkek kendi dünyasını yaparken kadın gölgede yaşadı ve bu gölgede kendi dünyasını yarattı. Bu çok talihsiz bir durumdur; çünkü bir erkeğin ya da bir kadının bütün olabilmesi, tam olabilmesi için tüm özelliklere bir arada sahip olması gerekir. Hem kadınların hem de erkeklerin bir gül yaprağı kadar yumuşak ve bir kılıç kadar sert olmaları gerekir, bunlara bir arada sahip olmaları gerekir, böylece durum ve fırsatlar neyi emrediyorsa ona yanıt verebilirler. Eğer koşullar senin bir kılıç olmanı gerektirirse hazırsın; eğer durum senin sadece bir gül yaprağı olmanı gerektiriyorsa buna da hazırsın. Sadece gül yaprağı ve kılıç arasında değil, tüm özellikler arasında gidip gelebilme esnekliği senin hayatını daha zengin yapacak.            

               Kadın ve erkek aynı bütünün parçalarıdır; onların dünyalarının da tek olması, tüm nitelikleri herhangi bir ayrım olmaksızın paylaşmaları gerekir. Hiçbir özelliğin kadınsı ya da erkeksi olarak damgalanmaması gerekir.

               Birini “erkeksi” yaptığında o kişi hayatındaki muhteşem şeyleri yitirir. Yaşam suyunu kaybeder, bayat, katı, neredeyse ölü bir hale gelir. Nasıl sert olunacağını, nasıl bir asi olunacağını tamamen unutan bir kadın ise köle olmaya mahkûmdur çünkü sadece yumuşak niteliklere sahiptir. Güller kılıçlar olmadan savaşamaz, ezilir, öldürülür ve yok edilirler.

               Bütün bir insan henüz doğmadı. Erkekler ve kadınlar var oldu ama onlar insan değillerdi. Benim tüm yaklaşımım bütün insanı kadınların güzel özelliklerinin ve erkeklerin cesur, isyankâr, maceracı nitelikleri ile birlikte dünyaya getirmek üzerine kurulu. Ve tüm bu özellikler tek bir bütünün parçaları olmalı.

               Fakat biz en başta çocuklarımızı eğitmeye başlarız. Küçük bir erkek çocuk oyuncak bebeklerle oynamak isterse, onu hemen durdururuz, “Kendinden utan, sen bir oğlansın, sen bir erkeksin, kız gibi olma,” deriz. Ve eğer bir kız çocuk bir ağaca tırmanmaya kalkarsa onu hemen durdururuz: “Bu hanımlara yakışacak bir şey değil, ağaçlara çıkmak oğlanların işi. Çabuk aşağı in!” Daha en baştan başlayarak erkeklerle kadınları ayrı gruplara böleriz. Her ikisi de acı çeker; çünkü bir ağaca tırmanmanın kendine has bir neşesi vardır, hiçbir kadının bunu kaçırmaması gerekir. Rüzgâr eserken, güneşin altında, kuşlar öterken bir ağacın en tepesinde olmak... eğer hiç orada olmadıysan bir şeyleri kaçırmışsın demektir. Ve bu sadece bir kız olduğun için mi? Çok garip... Macera dolu olmak, dağlara tırmanmak, okyanuslarda yüzmek sırf sen bir kız olduğun için engellenmemeli çünkü bunlardaki heyecan ruhani bir şeydir.

               Bir erkek çocuk ağlamak istediğinde engellenmemeli. Ama o engellenir, gözyaşlarını akıtamaz; gözyaşları sadece kızlar içindir: “Sen bir erkeksin, erkek gibi davran!” Ama gözyaşları çok güzel bir deneyimdir. Derin üzüntü ya da büyük bir sevinç halinde, bir şeyler taşarken gözyaşları bunu ifade eder. Ve eğer gözyaşları bastırılırsa aynı zamanda onların ifade edecekleri şey, derin üzüntü ya da büyük mutluluk da bastırılır. Erkeklere ve kadınlara aynı gözyaşı bezleri verilmiştir, büyüklükleri de aynıdır. Ama eğer sen bir erkeksen ve ağlıyorsan herkes seni lanetler, “bir kadın gibi davrandığını” söyler.

               Sen şöyle demelisin, “Ne yapabilirim? Bana gözyaşı bezlerini doğanın kendisi verdi. Kadın gibi davranan doğa. Bu benim sorumluluğum değil, ben sadece kendi doğamı yaşıyorum. Gözyaşları benim hakkım.”

               Her niteliğin herkese açık olması gerekir.

               Belli özelliklere sahip olmak üzere yetiştirilen ve bu yüzden sevme yetisine sahip olmayan erkekler vardır: “Senin katı olman gerek, senin rekabetçi olman gerek. Duygularını göstermeyeceksin, duygusal olmaman şart.” Şimdi duygusal olmayan, hassas olmayan, hissetmesine izin verilmeyen bir adamın sevmesini nasıl beklersin? Ve o sevgiyi elden kaçırdığında da hayatı perişan bir hal alır. Ve aynı şey her iki tarafta da gerçekleşiyor.

               Ben bütün ayırımların ortadan kalkmasını istiyorum. Erkek ya da kadın herkesin bir insan için doğal olarak mümkün olan her şeye sahip olmasına izin verilmeli. Böylece daha zengin insanlardan oluşan daha zengin bir dünyaya sahip olabiliriz.

 

™

               Bir erkek düşünür, bir kadın hisseder ve hissetmek mantık dışıdır. Bir erkek için hayal etmek zordur ama bir kadın herhangi bir şeyi çok kolayca hayal edebilir. Onun işlev merkezi hissetme, duygular, sezişlerdir; onun gözleri düşlerle doludur. Bu düşler şiirde, dramda yararlı olabilir ama gerçeğe giden yolda bir işe yaramadıkları gibi, tam tersine büyük engeller oluştururlar.

               Gerçek senin hayal gücün değildir, senin hissettiklerin değildir. Gerçek senin varlığındır.

               Ama bir kadın hayal gücü tarafından çok kolay ikna edilebilir; bu onun hatası değildir, onun doğası böyledir. Erkekler ve kadınlar arasında bazı farklılıklar vardır. Erkekler temel olarak kuşkucu, her şeyden şüphelenen, güvensiz kişilerdir; bu yüzden bilimsel araştırmalara daha yatkındırlar. Bir kadın için bilimsel çalışmalar yapan biri olmak daha zordur. Ama hayal gücü söz konusu olduğunda, ona izin verilecek olursa —ki yüzlerce yıldır izin verilmemektedir — hiçbir ressam onunla yarışamaz, hiçbir şair onunla yarışamaz, hiçbir müzisyen ondan daha yukarılara erişemez, hiçbir dansçı onun yanına yaklaşamaz. Güzel bir gezegen yaratma konusunda müthiş bir destek olacaktır. Dünyayı şarkılarla, danslarla ve sevgiyle doldurabilir.

               Ancak ne yazık ki erkek kadına kendi başına ayakta durma ve hayata katkıda bulunma özgürlüğünü vermemiştir. İnsanlığın yarısının katkıda bulunması engellenmektedir.

               Ben bunun korku yüzünden yapıldığını düşünüyorum. Erkek kadının hayal gücünden korkuyor. Korkuyor çünkü kadına yaratıcı olma özgürlüğü bir kere tanındığında erkek onunla rekabet edemeyecek. Onun üstünlük duygusu, egosu tehlike altında. Üstünlüğünün yok edilecek olması, tüm muhteşem şairlerinin cüceler gibi ve tüm büyük ressamlarının amatörler gibi görünecek olması korkusu yüzünden kadınların eğitilmesine izin vermemek, onlara kendi duygularını ve kalbini ifade etme fırsatı vermemek en iyisi.

               Fakat nihai gerçek söz konusu olduğu sürece erkeğin problemi onun mantığı, kadınınki ise duygularıdır. Bunların her ikisi de aydınlanmaya karşı engel oluşturur. Erkeğin mantığından vazgeçmesi, kadının hissiyatından vazgeçmesi şarttır. Erkeğin uzaklığı mantıktan, zihinden kaynaklanır; kadınınki ise duygu, kalp yüzündendir ama her ikisi de aynı derecede uzaktır. Erkeğin mantığını, kadının ise duygularını bir kenara bırakması gerekir. Her ikisinin de yollarını tıkayan şeylerden vazgeçmesi şarttır.                                                   

 

OSHO / Duygusal İyileşme  -Ganj Yayınları

 
Şub27

YENİ OSHO KİTABI: MEDİTASYON

Meditasyon: En Büyük Macera
Kategori:Diğer Osho Kitapları
Stok Kodu:9789758817931
Piyasa Fiyatı:25
Fiyat:25,00 TL + KDV
Kdv Dahil:27,00 TL (270.000 Puan)
İndirimli:13,50 TL

 
 

>>> HEMEN İNDİRİMLİ SATIN AL <<<

 

MEDİTASYON
En Büyük Macera

OSHO

 
 

 

 


 

 

 

Sayfa Sayısı 248

Kitap Ebadı 13,5 x 21 cm


ISBN 978-975-8817-93-1

Türkçesi  F.Nagehan Öztürk

 

Piyasa Satış Fiyatı 25 TL (KDV Dahil)

 

 

 

 

Bilinmezin Derinliklerine İlerlemek

Ben sabit yöntemlere inanmam. Yöntemleri sadece seni çok kaotik bir bilince itmek için kullanıyorum çünkü seninle, mevcut halinle yapılması gereken ilk şey, sahip olduğun tüm kalıbı bozmak. Sen kaskatı, değişmez bir hale gelmişsin, giderek daha sıvı, daha akışkan bir hale gelmen gerekiyor. Ve bir nehir gibi akışkan bir hale gelmediğin sürece ilahi olanı asla bilemezsin çünkü o bir şey, bir nesne değil, bir olay, olgudur.

 

İlahi olanı arayamazsın, onun peşine düşmek mümkün değildir çünkü sen ancak zaten bildiğin bir şeyi arayabilirsin. Aramak arzu etmek demektir ve sen bilinmeyen bir şeyi arayamazsın. Hiç bilmediğin bir şeyi nasıl arayabilirsin? Arama dürtüsü ancak sen bir şeyin tadına baktıktan, bir anlığına bile olsa gördükten sonra ortaya çıkar. Yani ilahi olanı aramak mümkün değildir. Ama ben ilahi olanı aramak mümkün değil derken onun bulunabilir olmadığını söylemiyorum…. Aranamaz ama bulunabilir.

 

Onu ne kadar ararsan bulma ihtimalin de o kadar azalır. Ararsan hiçbir şekilde bulamazsın çünkü aramak, aramanın kendisi engel haline gelir. Bu yüzden senin için bilinmez olan bir şeyi arama; bunun yerine bildiğin bir şeyin derinliklerine git. Ve bilinenin derinliklerine gidecek olursan bilinmeyene giden kapılara rastlayacaksın çünkü bilinen aslında bilinmeyene açılan kapıdır. Bu yüzden derinlere git… OSHO

 

 
Sayfa 1 > 6
  • Google Bookmarks
  • Twitter
  • Facebook
  • Linkarena
  • Newsvine
  • reddit
  • StumbleUpon
  • Yahoo! Bookmarks

Kimler Çevirimiçi

Şuanda 323 konuk çevrimiçi

Giriş

İstatistikler

OS : Linux g
PHP : 5.2.17
MySQL : 5.5.40-36.1
Zaman : 03:41
Ön bellekleme : Etkisizleştirildi
GZIP : Etkisizleştirildi
Üyeler : 1735
İçerik : 1016
İçerik Tıklama Görünümü : 1408325

Son Konular

Çok Okunanlar

OSHO Etkinlikleri

OSHO MEDİTASYONLARI

Tüm meditasyonlara herkes katılabilir. Hiçbir ön koşul yahut hazırlık gerekmemektedir. Arzu eden katılımcılar masraflarımızı gidermeye katkıda bulunmak için maksimum on lira yardımda bulunmakta serbesttir. 
Tüm meditasyonların açıklamaları başlamadan evvel yapılmaktadır. Meditasyonlardan sonra tecrübeler üzerinde konuşmak ve soruları yanıtlamak için bir zaman ayrılmaktadır.

Web: http://www.ElmasTerapi.com/ 
Tel:  0534 - 228 91 28 
E-posta: stuemily@gmail.com
Meditasyonlar hakkında daha fazla bilgi: http://amritsangeet.com/osho-meditasyon/

Site Hakkında

Web sitemiz sevgili ustamız Osho'ya adanmıştır. Bilgelik asla sahiplikle bir arada bulunabilecek bir kavram değildir.Onun bilgeliğini paylaşmak ve hepimizin aracılığıyla çoğaltmak bizim mutluluğumuzdur. Sitedeki tüm içeriği arzu ettiğiniz şekilde paylaşabilirsiniz. Sadece sitemizi referans vermeniz etik olarak doğru olandır. Sadece hatırlatmak isteriz.  

WEB SİTELERİMİZ